SCORA Blog

Pink October Manueli

Sevgili meleklerim özellikle aramıza yeni katılan SCORA gönüllülerinin Pink October ve yapılabilecek etkinlikler soruları üzerine buradan yapabileceğiniz etkinlikler hakkında bir kaç tavsiyede bulunmamın iyi olacağını düşündüm :)

Etkinikler;
1)Saha etkinliği: Sayımızdan dolayı belkide en etkili olduğumuz etkinlik tiplerinden biri olan saha etkinliklerini Pink October'da da yapabiliriz. Saha etkinliğimiz için yapmamız gerekenler;

A- Katılımcılar olarak meme kanseri ve KKMM hakında hocalarımızdan 
eğitim almak.

B- materyallerimizi alıp sahalara çıkıp insanlarla konuşmak.

C- Güler yüzlü ve cana yakın olmayı unutmamak. :)

2)Film gösterimi: Etkinlikler arasında en kolayı. :) Gerekenler;

A- Konu ile uygun film seçimi.

B- Yeterli büyüklükte bir salon(sınıf).

C- Film sonrası uygun tartışma ortamı.

3)Kendi kendine meme muayenesi(kkmm) öğretmek :) Yapılabilecek etkinliklerden en faydalısı. :) Türkiye'de her 4 kadından biri meme kanserine yakalanıyor.
Her yerel olarak 40 kadına kkmm öğretirsek Türkiye genelinde yüzlerce kadının erken tanı almasına vesile olabilir ve hayatlarını değiştirebiliriz. :)
Gerekenler;

A- Hedef kitlesinin belirlenmesi
-Hastanedeki kadınlar
-Üniversite öğrencisi kadınlar.
-Lise öğrencisi kadınlar.
-Alışveriş merkezindeki kadınlar. :D 
-Tıp öğrencisi kadınlar. (Turk Tıp Öğrencileri Birliği olarak en rahat ulaşabileceğimiz kesim yine bizleriz eğitime kendimizden başlayım :) )

B- Katılımcılar olarak meme kanseri ve KKMM hakında hocalarımızdan eğitim almak.

C- Gerçeğe uygun meme maketi. (Bulamazsanız ise iki tane balonun içine prinç veya un(Meme dokusu yerine) ile doldurup yine içine fındık veya ceviz (kitle yerine) koyarsanız kendi maketinizi elde edebilirsiniz :) )

D- Mahremiyeti sağlayacak ortam. (Hastanede ise oda, dışarıda ise paravanlar iş görür.)

Dikkat edilmesi gerekenler;
1- Cinsiyet eşitliği
Her ne kadar tıbbi bir konu üzerine konuşuyor olsak da erkek hekim adayları olarak toplumumuza kkmm anlatmak biraz zorlayıcı olabilir. Tavsiyem bu konuda yaşadığınız bölgeye ve ulaşmaya çalıştığınız topluma göre önlemler almanız. 
2- Erkeklerin de meme kanseri olabileceğini unutmayın. Sahada elinizden geldiğince erkeklere de ulaşmaya çalışın (kkmm öğretin) bunun tıbbı bir durum olduğunu her insanın başına gelebileceğini "erkeklik" ile bir ilişki olmadığını açıklayın.
3- Tıbbı konsültasyon vermeyin doktora yönlendirin. (Dayanın bir 5-6 yıl sonra istemeyeceğiniz kadar vereceksiniz. :) )
4- Etkinlikleri sadece broşür dağıtmak sanmayın yaratıcı olun :)
5- Etkinliğinizin bol bol fotoğrafını çekin ve bizimle paylaşın.
6- Etkinliğinizden sonra en geç 1 hafta içinde scora.tukmsic.net' e LORA adresinizle giriş yapın ve raporunuzu doldurun. (Ki bizler sizler için sponsor bulmaya devam edebilelim. :) )
7- Aklınıza gelen değişik etkinlik tiplerini ve sahada kullandığınız farklı işe yarar materyalleri buranın altına yorum olarak yazın.

Biraz uzun yazdım ama umarım sonuna kadar okursunuz :D Sorularınız için bana ya da takım arkadaşlarıma çekinmeden ulaşabilirsiniz. 
Pespembe bir ekim geçirmemiz dileğiyle 

 

 

Hazırlayan: Aziz Mert İpekçi

:)

2015 - Movember Manueli

SCORAngels yepyeni bir aya girerken yepyeni etkinlikler bizleri bekliyor!

MOVEMBER NEDİR?
Movember (daha önce Kasım (November) olarak bilinen ay) bir ay boyunca süren bıyık şenliğidir. Yılda bir kez Kasım ayında düzenlenen bir dayanışma organizasyonudur. MO Kardeşler olarak bilinen dünyanın her yerindeki bütün yaşlardan erkekler Kasım ayının 1. günü tıraş olur ve kalan 30 günde bıyık bırakır.

Bu küresel kampanyanın amacı erkek sağlığı ve özellikle prostat kanseri ile ilgili titizlikle seçilmiş yardım kuruluşları hakkında bilinç oluşturmak ve bu kuruluşlara fon sağlamak üzere bıyık bırakılmasını teşvik etmektir.
Fikir, kadınların göğüs kanseri için yardım toplama çabalarında elde ettikleri başarılardan ilham alan bir grup Avustralyalı genç tarafından ortaya atılmıştır. Adam Garone ve arkadaşlarının başlattığı etkinlik, 2004 yılında resmi bir yardım kuruluşu haline gelmiştir ve o tarihten itibaren dünya çapında 174 Milyon ABD Doları bağış toplamıştır.

IFMSA'de neler oluyor? (Çeviridir)

Birkaç gün önce SCORA Facebook sayfasından sizlere Üreme Sağlığı Çalışma Kolu dahilinde kasım ayında gerçekleştireceğimiz MOVEMBER kampanyamız hakkında duyuru yapmıştık.

Bazılarınız bildiği, bazılarımızın ise ilk defa yapacağı bu etkinlikte Kasım ayı boyunca sakallarımızı uzatıyoruz. Ana hedefimiz prostat ve testis kanserleri başta olmak üzere erkeklere özel kanserlere farkındalık yaratmaktır. Ayrıca hedeflerimizin için de erkek sağlığını tehdit eden diğer sağlık sorunlarına dikkat çekmek yer almaktadır.

Movember, insanların katılımını teşvik ederek kanserin erken tanısını, teşhisini ve etkili tedavisini arttırmayı hedefliyor ve sonuçta önlenebilir ölümlerin sayısını azaltmanın yanı sıra erkekler arasında daha sağlıklı yaşam tarzlarını yaratmaya çalışıyor.

Sizlere SCORA Ulusal Takımı olarak bu hedeflerin bir başlangıç noktası olarak Movember NMO Fotoğraf Yarışmasını sunuyoruz.

Katılmak için farklı adımlar nelerdir?
1- NMO nuzda bu kampanyayı duyurun ve maksimumum kişi sayısına ulaştığınızdan emin olun.
2- Bireysel Movember temalı fotoğraflar çekmek için insanları teşvik edin. Farklı şeylerle örnek verin mesela parmağınıza bıyık çizin ve parmağınızı üst dudağınızın üstünde tutarak fotoğraf çekilebilirsiniz.(Yaratıcılığınızı kullanın! )
3- Çektiğiniz fotoğrafları büyük bir fotoğraf haline kolajlayın ( IFMSA-SCORA Takımının yaptığı gibi) Eminiz ki siz en iyisini yapabilirsiniz. Ayrıca Grup halinde fotoğraf çekip bir fotoğraf olarak paylaşabilirsiniz.

(Çektiğiniz Fotoğrafları en geç 13 Kasım'a kadar nora@turkmsic.net e ulaştırırsanız siz de yarışmanın bir parçası olabilirsiniz. :) )

En çok beğenilen fotoğraf ayın sonunda IFMSA sitesinde paylaşılacaktır. :)

Son olarak da etkinliğimizin sosyal görünürlüğünü artırmak adına kapak fotoğrafınızı aşağıdaki linkten indirerek değiştirebilirsiniz.(Açıklama kısmına erkek cinsel sağlık sorunları hakkında bilgi eklemeyi unutmayın) :)https://drive.google.com/…/0BxKg_g0qfs5UcDNBNldtaGVjR28/view

Ay içinde saha etkinliklerinde faydalanmanız için daha bilgilendirici bir yazı yazacağım. Beklemede kalın efendim :) :)

Giriş yazısı için Ezgi'ye, çeviri için Tan'a ve görsel için de Buğra' ya teşekkür ederim.

 

 

Hazırlayan: Aziz Mert İpekçi

 

:)

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Etkinlik Manueli

SCORAngels,
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne günlerimiz kaldı. : ) Bu yüzden sizlere yapabileceğiniz etkinliklerin bir manuelini hazırladım. Etkinliklerinizi bu manuele göre düzenleyip sorularınız için çekinmeden bana ulaşabilirsiniz. 
1) TurkMSIC Kadınlar Günü Gazetesi 
2 sene aradan sonra ilk kez tekrar hazırladığımız kadınlar günü gazetesini sizlerle 8 Mart’ta turkmsic.net aracılığıyla yayınlayacağız. Daha önceden gazeteye ulaşıp kendi yerelinde bastırmak isteyen yereller bize ulaşabilirler.
2) Film Gösterimi,
Seçtiğiniz filmleri gönüllülerinizle beraber izleyip üzerine söyleşiler düzenleyebilirsiniz.. 
Sizler için hazırladığımız film listesi;
- Iron Jawed Angels
- Suffragette
- Norma Rae
- Bread and Roses
- Persepolis
- The Color Purple
- Joy Luck Club
- Erin Brokovic
3) Kadın Temalı Yerel Sempozyumlar.
Üniversitenizde ki öğrenciler için tam gün ya da sadece yarım gün olarak planlanabilecek kadın temalı bir sempozyum düzenleyebilirsiniz. Konuşmacı olarak ise kendi üniversitelerinizden konuyla ilgili hocalarınıza ulaşabilirsiniz.
4) Kadın Çalıştayı
Nisan ayının son haftasında düzenleyeceğimiz “Kadın Hekimler “ Temalı Çalıştayımıza katılım gösterebilir Tıp Öğrencileri olarak hazırlayacağımız bildiriye sizler de katkı sağlayabilirsiniz.

Notlar;
- Yapmayı planladığınız etkinlik illa 8 Mart’ta olmasına gerek yok bizim için etkinliğin tarih değil kalitesi önemli. : )
- Dünya Kadınlar Gününün “aynı zamanda Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak da bilinir “ Kutlu bir gün olduğunu unutmayın bu yüzden yapacağınız etkinliklerde buna mutlaka dikkat edin. (Kadına yönelik şiddet etkinlikleri yerine kadınların gelişimi üzerine etkinlikler yapılabilir. ) 
- Film gösterimini yapmadan önce mutlaka filmi önce kendiniz izleyip yerel için uygunluğunu değerlendirin. 
- Yaptığınız etkinliklerin raporlarını scora.turkmsic.net e yüklemeyi unutmayın. :)
- Ve tabi ki son olarak etkinlikleriniz için bize ulaşmaktan çekinmeyin. : )

 

Hazırlayan: Aziz Mert İpekçi

Etkinliğimizde Karşılaştığımız Etik Dışı Engellemeler

ETKİNLİĞİMİZDE KARŞILAŞTIĞIMIZ ETİK DIŞI ENGELLEMELER

19.12.2015 Cumartesi günü Forum Kayseri Alışveriş Merkezinde gerçekleştirilmesi planlanan ve yetkili kişilerce sözle mutabakata varılan HIV/AIDS saha etkinliğimiz bütün etik kurallar hiçe sayılarak, hiçbir objektif sebep gösterilmeksizin Alışveriş Merkezi yönetimi tarafından iptal edilmiştir. 04.12.2015 Cuma gününden itibaren yetkili kişiyle yaptığımız yazılı ve sözlü iletişimler sonucu 16.12.2015 Çarşamba günü bir anlaşmaya varılmış, etkinliğin gerçekleşmesi için gereken mekân, tarih ve etkinliğin içeriğine dâhil detaylar yetkili kişi tarafından onaylanmıştı. Ancak etkinliğin gerçekleşmesine 24 saatten az bir süre kala, etkinliğin yapılamayacağına dair bir geri dönüş aldık. Tarafımıza,  hiçbir yeterli ve geçerli sebep gösterilmeksizin sunulmuş olan bu iptal kararının sebeplerini öğrenmek üzere Erciyes Tıp Öğrencileri Birliği yönetim kurulu olarak 18. 12. 2015 Cuma günü Alışveriş Merkezi yetkilileriyle yaptığımız bizzat görüşmeler sonucu; etkinliğimizin Forum Alışveriş Merkezleri Genel Yönetimi tarafından “bulunduğumuz ilin toplumsal yapı ve değerlerine” uygun bulunmadığını öğrendik.

Erciyes Tıp Öğrencileri birliği olarak insan sağlığını ilgilendiren her konuda başta üniversitelerimiz olmak üzere Kayseri halkını bilinçlendirmeyi bir görev biliyoruz. Bizler geleceğin hekimleri olarak hiçbir enfeksiyonu bir diğerinden bilimsel etiğe sığmayan söylemlere dayanarak ayıramayız. “Bulunulan ilin toplumsal yapı ve değerlerine’’ aldırış etmeksizin; bilgisizlik ve yeterli önlemlerin alınmaması neticesinde her geçen yıl katlanarak artan HIV/AIDS vaka sayısını bilen biz öğrenciler; etkinliğimizin iptal edilmesini halk sağlığına yapılmış bir zarar olduğunu belirtiyor, Forum Alışveriş Merkezleri’nin bu davranışını kınıyor ve halkı bilinçlendirme hususunda özveriye davet ediyoruz.

Erciyes Tıp Öğrencileri Birliği

 

Seks İşçiliği Onurlu Bir Meslektir

17 Aralık Dünya Seks İşçilerine Yönelik Şiddetle Mücadele Günü, dünyanın çeşitli ülkelerinde seks işçilerinin bir araya geldiği, kendilerine ve çalışma arkadaşlarına yönelik şiddeti protesto ettikleri, şiddetle mücadele stratejisi geliştirdikleri etkinlikleri organize ettikleri bir gündür.

 

Seks işçiliği, kişilerin belirli bir gelir ya da çıkar karşılığında cinsel hizmet sunmalarıdır. Darp, bıçaklı/silahlı saldırı, tecavüz, işkence ve duygusal/psikolojik şiddet gibi eylemler seks işçilerinin günlük hayatta maruz kaldıkları şiddet türleridir.

 

Türkiye’de seks işçilerine yönelik şiddet ile ilgili yapılan çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Son dönemde seks işçileri ile birlikte çalışan veya bizzat seks işçilerinin kurduğu STK’ların bu konu ile ilgili çalışmaları göze çarpmaktadır.

 

2004 yılında Birleşmiş Milletler’in desteği ile Madrid’de düzenlenen Uluslararası Kadın Ticareti ve Kadına Karşı Şiddet Kongresinin raporu, Türkiye’yi %75’lik bir oran ile seks işçisi kadınların en çok şiddet gördüğü 9 ülkeden biri olarak tanıtmıştır.

 

Kırmızı Şemsiye’nin Aralık 2014’te yayınladığı “Türkiye’de Trans Kadın Seks İşçilerine Yönelik Şiddet: Görünmezlik ve Cezasızlık Kıskacında Bir Varoluş Mücadelesi” başlıklı rapora göre, rapor için Türkiye’nin 10 ilinden görüşülen 233 trans kadın seks işçisinin % 74’ü ilk seks işçiliği yapmaya başladığı andan bu yana fiziksel şiddete, % 54’ü cinsel şiddete, % 69’u ise psikolojik şiddete maruz kalmıştır. Trans seks işçilerine ek olarak, trans olmayan kadın seks işçileri tecavüzler, işkence ve cinayetler ile hayatlarını sürdürmektedir. Erkek seks işçileri ise büyük bir görünmezlik altında çalışırken, maruz kaldıkları şiddet türleri çoğunlukla görmezden gelinmektedir.

 

Bizler Türk Tıp Öğrencileri Birliği Üreme Sağlığı Çalışma Kolu olarak seks işçilerinin maruz kaldıkları bu şiddet olaylarını kınıyoruz ve bu haklı mücadelelerinde sonuna kadar seks işçilerinin yanındayız. 

 

Hazırlayan:Ezgi Sönmez

 

Bir Yılda Neler Oldu?

Oğlum eşcinsel değildir, kayıtlara geçsin.

30 Ağustos 2012 günü, Türk gazetelerine bir haber düştü. Ailesinin şiddetinden kaçan on yedi yaşındaki R. sığındığı evden amcası tarafından silah zoruyla çıkarılmış, dövülmüş, babası tarafından on dört kez kurşunlanmış ve cesedi yol kenarına atılmıştı. On yedi yaşındaki bir bedene on dört kurşunun nasıl sığdığı sorusu bir yana, babasının bu derece kinlenmesinin sebebini merak etti insanlar? Ne yapmıştı R.? Adam mı öldürmüştü, hırsızlık mı yapmıştı, cinayet mi işlemişti, tecavüz mü etmişti? Ne yapmıştı da ailesinin namusunu (!) ancak on dört kurşunla temizlenebilecek kadar kirletebilmişti?

Davası da görüldü R.’ nin. Devlet baba, baba ve iki amcayı suçluyordu R.’ nin ölümü için. R.’ yi doğuran kadın, sözlüklerde anne diye de geçebilir, amcalar için yaptığı suç duyurusunu  geri çekerken mahkeme salonunda şöyle haykırdı: “Oğlum eşcinsel değildi, kayıtlara geçsin.”

Kadın, oğlunu öldürenlerden şikayetçi olmadı. Oğul eşcinsel değildi. Yok ederseniz, inkar ederseniz, silerseniz bedenini dünyadan oğul hiç eşcinsel olmamış olurdu. Namusumuz temizdir, kayıtlara geçsin.

22 Mart 2013 günü, Asperger sendromlu eşcinsel bir genç olan Steven Simpson’ ın muhtemelen tek dileği on sekizinci yaş günü kutlamaktı. Bunun yerine saldırıya uğradı, saldırgan üstüne masaj yağı döktükten sonra Steven’ı ateşe verdi. Steven kurtulamadı. Annesi oğlunu reddetmedi.

Ankara’da eşcinsel genç Umut Göktuğ Söyler, öz ailesi tarafından kaçırıldı! Önce tehdit edildi ailesi tarafından, savcılığa başvurdu, hiçbir şey olmadı. Babası şakağına silah dayadı, tehdit etti, hiç kimsenin ifadesi bile alınmadı. Kaçırıldıktan sonra Umut avukatını aradı gizlice, yardım istedi. Umut daha ölmedi, nerede olduğu bilinmiyor, kimse hakkında yakalama kararı çıkarılmadı.

Transseksüel Seda kayboldu. 8 mart günü evinin yakınlarında darp edilmiş şekilde bulundu. Seda 10 Mart günü öldü.

Bir avuç cesur anne baba Benim Çocuğum diye bir film çekti. Bir ülkenin meclisinde bu film gösterildi. Filmi sadece altı vekil izledi.

Eşcinsel olduğu için hakemlik yapmasına izin verilmeyen Halil İbrahim Dinçdağ’ ın TFF’ ye açtığı davanın yedinci celsesi geride kaldı. Hiçbir gelişme olmadı.

İngiltere, Yeni Zelanda, Fransa, Uruguay eşcinsellerin evlenme hakkını tanıdı. Bir ülkenin başbakanı eşcinsel çiftlerin ahlaksız olduğunu söyledi.

Papa 16. Benedikt eşcinsel evliliklerin barışa ve adalete zarar verdiğini savundu. O istifa etti, onun yerine alemin en homofobik kardinali atandı.

Yüzlerce trans şiddet gördü, aşağılandı, öldürüldü. Medya hiç birine yer vermedi.

Ve şimdi, bu blogdaki ilk homofobi yazısının yazılmasından tam bir sene sonra, kocaman ve karanlık bir yılı geride bırakmışken, yeni bir 17 Mayıs’ ın daha eşiğindeyken hâlâ vicdanı olan her birey kendine şu soruyu sormalı: On yedi yaşındaki bir çocuk on dört kurşunla bu dünyadan zorla silinmeyi hak edecek kadar ağır ne yapmış olabilirdi?

Mehmet Başat TEPE

TurkMSIC İstanbul LORA 2012-13

HIV Pozitifim ve Sağlıklıyım

Şehrin bilindik kafelerinden birinde kahvesini yudumlayıp kitabını okuyordu kadın. Çapraz masada dört kişilik bir erkek grubu da muhabbet ediyorlardı. Kadın kahve içmek için kitabından kafasını kaldırdığında gruptaki yakışıklıyı gördü. Adam da yakışıklıydı hani; esmer, yeşil gözlü, hem gamzeliydi. Kadına haksızlık etmek olmaz şimdi; kumral, dalgalı uzun ve gür saçları, kocaman gözleri ile yoldan geçeni bir daha dönüp baktırırdı.

Birbirlerini farkedince bakışmaya başladılar. Kadın kitabını bıraktı dikkati dağılınca. Kahvesini içip farkettirmeden adama bakıyordu. “Ne kadar güzel gözler onlar!” diye düşünmekten kendini alamıyordu.” Tanışmalıyım.” dedi. “Bir yolunu bulup tanışmalıyım.” Adam kalkana kadar bekledi. Üç kahve içti bu arada tabi.

Romantikti kadın, etkilenmişti adamdan. Yeşil gözlerden alamamıştı ki kendini. Aklından onlarca düşünce geçiyordu, daha adamla tanışmamıştı bile. Kadın işte.

Adam arkadaş grubuyla birlikte hesabı ödemek için ayaklanınca kadın da kalktı. Adamın yanına gitti, arkasından omzuna dokundu. Adam: “Bir şeye mi bakmıştınız?” diye sordu. Kadın: “Evet, tanışmak için bir sebep arıyorum ama bulamadım yardım eder misiniz?” dedi. Adam güldü. Ayaküstü tanıştılar. İsimlerini ve numaralarını öğrendiler. Adamın gitmesi gerekiyordu, daha sonra görüşmek için anlaştılar.

Sevdiği bara davet etti adamı. Buluştular. Lounge tarzı çalıyordu. Oturdular bara, içkilerini içerken muhabbet ettiler. Kadın bu kadar muhabbet edebildiklerini görünce isteği bir kat daha arttı. Adam onun olmalıydı. Saat geceyarısını geçmişti, ikisinin de kafası güzeldi. Kadın sarhoştu bile. Kalktılar, adam kadını evine bırakacaktı. Merdiven çıkarken bile zorlanıyordu güldü. Adam da gülüyordu. Evine davet etti. “ Birlikte uyuyalım” dedi.  Sadece uyumadılar. Birlikte oldular.

İlk kez korunmamıştı. Yumurtlama dönemindeydi üstelik. Adet dönemini bekledi.  Gecikti. Bekledi. Gecikti. Dayanamadı, test yaptı. Sonuç pozitifti.

Adamı aradı, bu bekleme döneminde ise adamı hep kadın aramıştı. Adama karşı duyguları olmasına rağmen belli ki adam kadını tek gecelik bir ilişki olarak görmüştü. Test yaptığını ve sonucun pozitif olduğunu söyledi. Adam umursamadı, kadın isterse doğurabileceğini söyledi. Adam sorumluluk kabul etmedi.  Ağlıyordu. Doğurmak istiyordu. Bebeğinin günahı olmadığını düşünüyordu. Bekar bir kadının hamile olması toplumda kabullenebilir değildi. Kürtajı kaldıramazdı. Adam aramıyordu, adam umursamıyordu. Her gün ağlıyordu.

Doğurmaya karar verdi. Zorlu bir hamilelik döneminin ardından bebeği dünyaya getirdi. İki yıl geçti, o adamdan sonra kimseyle birlikte olmamıştı üstelik. Yorgunlukları arttı, çocuğun sorumluluklarından olduğunu düşünüyordu. Çok çabuk hasta oluyordu artık, gribi üç hafta sürüyordu. Yaraları çıkıyordu. Kilo vermeye başlamıştı. Kanser olabileceğini düşünmeye başladı ve doktora gitti. Bir sürü test yaptılar. Bir şey çıkmadı.  Kadın takıntılıydı. Check-up yaptırdı. Testlerin sonuçlanması beklediğinden uzun sürdü. Merak ediyordu, internetten araştırmalar yapıyordu. Adı sanı bilinmedik hastalıklar buluyordu. Bari psikolojik deseler de içim rahatlasa diye düşünüyordu.

Gelen sonuç tamamiyle alt üst etti kadını. Hiv pozitifti. “Bu ne demek?” diye sordu doktora; “ilerlerse AIDS olacaksın demek” dedi. Devamını dinlemek istemedi, sadece kaçıp gitmek istedi. Koşarak uzaklaştı.

O adamdan almıştı hiv’i, çocuğu da hiv pozitifti.

AIDS’in sonucunun ölümden başkası olmayacağını biliyordu. Hep öyle duymuştu, insanlar hiv’i aldıklarında hep ölmüştü.

ÇOCUĞU DA ÖLECEKTİ!

Çocuğunun babasına ulaşmaya çalıştı, numarası artık kullanılmıyordu, bulamadı. Arayıp küfürler edecekti. Hayatını mahvettiği için onu pişman edecekti. On günlük arayışın sonunda aramaktan vazgeçti sonunda. Murphy kanunları buyurur ki vazgeçtiği gün yolda adamın arkadaşını gösterir kadına. Hiddetlendi görür görmez. Adamın hani cehennemde olduğunu sordu. “Cehennemlerden birinde” cevabını aldı.

Adam ölmüştü. AIDS’e karşı koymamıştı.

Peki şimdi ne olacaktı? Kendinden vazgeçmişti, çocuğuna nasıl kıyacaktı? Keşke korunsaydı! Keşke demek için bile o kadar geçti ki.

Ölümden başka şeyler de olabilirdi, bir yolu olmalıydı. İnternetten araştırmaya başladı, dernekler buldu.” Bu işte dernekler de mi var demek ne garip” diye düşünüyordu. “Hiv pozitifim ve sağlıklıyım” konulu yazılar görüyordu. Aklı almadı. Derneğin adresini aldı.

Zayıflamış, gözlerinin altı morarmış ve çökmüş, saçları güçsüz, köprücük kemikleri çıkmıştı.

Derneğe konuşmaya gitti, nasıl baş ettiklerini merak ediyordu. “Sonucunuz ölüm değil mi, ne için uğraşıyorsunuz üstelik benim çocuğum da ölecek” dedi. Dernekteki adam garip garip baktı. “Size sonucun ölüm olmadığını, uygun ilaç tedavisiyle hayatınızı idame ettirebileceğinizi söyleyen olmadı mı?” diye sordu. Kadın daha çok şaşıramazdı. Gerekli bilgileri aldı. Tamamen kurtulmayacağını biliyordu, ama bağışıklık sistemini zinde tutabilirdi. Günde bir avuç ilaç içmesi gerekiyor olsa da çocuğundan ayrılmak zorunda kalmayacaktı.

Tedavisine başladı, elbette çocuğununkine de. Ölüm korkutmuştu. AIDS korkutmuştu. Çocuğunu kaybedecek olmak korkutmuştu.

Her ne kadar yıpranmış olsa da yeni bir hayata başlamıştı. Başlangıç demek yanlış olur, hiv onun dönüm noktasıydı. Hayatının değerini anlamıştı. Güzel, kötü, ama yaşadığı her günü kaydetmek istiyordu. Hiv’i kabullenmişti. Onca önyargısından sonra ona göre yaşaması bile mucizeydi. Kilo almıştı yeniden, oğlunun yanakları al al olmuştu bile.

Fotoğrafa başlamıştı, hikayemizin sonunda kahramanımız oğlunun oyun parkında fotoğraflarını çekiyordu.

babe

TurkMSIC NORA Asistanı '12-13

Ayşegül SAVRAN

Ensest

Evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini açılardan yasaklanmış biyolojik olarak yakın akraba olan bireyler arası gerçekleşen cinsel istismar biçimidir.

Aslında tanımına bakınca ilk etapta insanın aklında canlanmıyor ifade edilen dehşet. Biyolojik olarak yakın akraba yani baba, anne, kardeş, amca, dayı, kuzen, dede… Nasıl olur diyor insan, nasıl kıyar bir baba kızına, nasıl olur da elinden alır hayatını, hayallerini, umutlarını, ailesini…

Ensest kabul edilmesi zor olduğu kadar açığa çıkarılması da zor olan bir durum. Çünkü yapılan araştırmalara göre genelde saldırgan baba ve mağdurların %70‘i 10 yaşın altında. Burada benim aklıma bir nokta takılıyor. 10 yaşından küçük bir çocuğu bir yetişkin nasıl olur da arzulayabilir? On yaşından küçük bir çocuğun henüz sekonder sex karakterleri bile oluşmuyor. Ama ne yazık ki ensest vakaları artarak devam ediyor. Çocuk henüz kendisine yapılanın farkında olacak olgunlukta olmuyor. Kendi başına gelenin tüm çocukların başına geldiğini zannediyor. Babasının ya da saldırgan kimse kendisini o şekilde sevdiğini düşünüyor. Daha büyük olan çocuklar ise eğer başına geleni başkasına anlatırsa kendisine inanılmayacağı, damgalanacağı, ailesinin dağılacağı, başının belaya gireceği gibi birçok düşünceye kapılıyor. Bazen de kendisine bu kötülüğü yapan babasını korumak istiyor.

Saldırganın profilini incelemek için yapılan araştırmalarda aslında zannedildiği gibi saldırganın psikolojik durumun kötü olmadığı, gayet sağlıklı olduğu, sosyo-ekonomik düzeyinin, eğitim durumunun düşük olmadığı aksine iyi olduğu görülmüş. Ayrıca saldırganların %57’sinin öz baba olduğu, kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 3 kat daha fazla enseste maruz kaldıkları ortaya çıkarılmış.

Ensestin çocuk üzerine olan etkileri sayılamayacak kadar çok ve de hayal edilemeyecek kadar acımasız. Daha başlamadan yok olan bir hayat söz konusu ve çocuğun hayatını elinden alan kişiler aynı zaman da kendisini dünyaya getiren insanlar… Eğer birazcık şanlıysa güzel bir bakımla yaraları birazcık olsun sarılabiliyor ama ne yazık ki mağdurları korumak için alan bakım kurumları çocuğu daha da mağdur ediyor. Genel olarak bakım yurdunda durumu öğrenen diğer çocuklar mağduru dışlıyorlar hatta bazen tecavüz ediyorlar. Küçük yaşta evlilikler, istenmeyen gebelikler de cabası. 2005‘te düzenlenen TCK 99/6 maddesine göre cinsel suç mağduriyeti halinde gebelik 20. haftayı aşmamak kaydı ile sonlandırılabiliyor. Ne yazık ki bu madde de kürtaj yasası ile kaldırılmaya çalışılan maddelerden biri. Oysa o kadar hayat kurtarıcı bir madde ki. Daha kendisi çocuk olan biri nasıl olur da dünyaya bir bebek getirebilir ona bakabilir, ihtiyaçlarını karşılayabilir. Üstelik dünyaya getireceği bebek babasız büyüyecek ve annesi belki de bebeğin yüzüne her baktığında saldırganı görecek. Hem anneye hem de bebeğe yapılan kocaman bir haksızlık.

Ensest aslında kısacık bir yazıyla, bir sunumla anlatılabilecek bir konu değil. Her ayrıntısı, köşesi, kenarı tek tek incelenmeli. Toplumun en büyük ayıbı olarak adlandırıyor bazı yazarlar. Birazcık düşününce bu söze katılmamak mümkün değil aslında. Çok yol alınması gereken bir konu. Özelikle biz geleceğin hekimlerine ve anne-babalarına büyük sorumluluklar düşüyor bu konuda. Yine de ben benim gibi düşünenlerle bir şeyleri azıcık da olsa değiştirebileceğimize inanıyorum. Teşekkürler…

Ruken DEMİRKOL

17 Mayıs

“  … Ben birini sevdiğimde ona gidip “Seni seviyorum” diyemem. Dediğimde alacağım cevap heteroseksüel bir ilişkideki gibi olmaz. Belki şiddet görürüm. Belki küçük düşürülürüm. Belki alay konusu edilirim. Şansım varsa “ben eşcinsel değilim”i duyabilirim belki. O da düşük bir ihtimal zaten. Sevgilim olduğunda sokakta elele gezemem. Onu doya doya öpemem. Ona uzun süre sarılamam. Sevgilim olduğunda gidip en yakın birkaç arkadaşım haricine gururla “bakın bu benim sevgilim” diyemem. Dersem olacaklar bellidir çünkü. Gerçek beni bilmeyen arkadaşlarım “Şu kız da çok tatlı aslında çok güzel yakışırsınız” dediğinde bahaneler üretmek zorunda kalırım. Hayatımı saklamak zorundayımdır çünkü. Çünkü bu benim lanetimdir, en azından etrafımdaki insanlar öyle düşünüyor. Oysa lanet falan değil, kendilerinden farklı da değilim oysa. Ben çocukken düşünmedim kimi sevmeliyim/kimi sevmemeliyim diye. Onlar da düşünmediler. Kimi sevdilerse, sevdiler.  …   “

Yukarıdaki cümleler gizli bir eşcinselin kendi hayatı hakkındaki düşünceleri. Etrafında bu kadar güçlü bir homofobi varken yapabileceği çok fazla şey de yok ne yazık ki.

Homofobi kelime anlamı olarak LGBTT bireylerden korkma, nefret etme gibi anlamlara gelmektedir. Tarihçesine baktığımızda kelimeyi ilk kullanan George Weinberg’dir. Homofobiyi besleyen düşünceler ve akımların başında toplumsal cinsiyet rolleri gelmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerine göre toplumda erkek ve kadın olmak üzere iki kimlik bulunmalıdır, ikisinin de kendine göre görevleri ve sorumlulukları vardır ve bunlar kesin sınırlarla çizilmiştir. Bunların aşılması erkekliğe ve kadınlığa birer hakaret olarak görülmektedir. Aynı zamanda semitik dinlerde eşcinselliğe dair korku hikayeleri güçlendirilerek aktarılmakta ve toplumda “eşcinselliğin tanrı tarafından lanetlenen ve korkunç bir şey” olduğu önyargısı yaratılmaktadır. Oysaki eşcinselliğin tarihine baktığımızda 11. yüzyıla kadar yaygın ve geleneksel bir durum olduğu ancak 11. yüzyıldan itibaren papalığın etkisiyle günah dolu olarak nitelendirildiğini ve hor görüldüğünü görmekteyiz. Ortaçağda, Avrupa’da eşcinsel çiftler kastrasyona ve ampütasyonlara maruz bırakılmış, diri diri yakılmış ve çarmıha gerilip zalimce öldürülmüşlerdir. Halbuki Avrupa toplumunun atası kabul edilen Roma İmparatorluğuna baktığımızda eşcinselliğin çok yaygın ve erkeklerin çocukluktan büyüklüğe geçmelerini sağlayan bir durum olduğu görülmektedir. Eşcinselliğin suç statüsünden çıkarılmaya başlaması genel itibariyle 19. yüzyıla denk gelir.

Günümüzde eşcinselliğin suç olarak görüldüğü ülkeler hala mevcuttur ancak eşcinsel evliliğe izin verilen ülkeler de mevcuttur. Eşcinsellik hala birçok Afrika ülkesinde hapis cezası ve kimi Afrika ülkeleriyle Arap ülkelerinde ve İran’da idam cezası sebebidir. Aksine, Kanada, Arjantin, Güney Afrika Cumhuriyeti, İspanya, Portekiz, Norveç, İsveç gibi ülkelerde heteroseksüel çiftlerle aynı şekilde evlilik hakkı vardır ve ABD’nin bazı eyaletleri, Meksika, Avustralya, Batı Avrupa ülkeleri gibi ülkelerde civil union/registered partnership/limited partnership gibi isimlerle anılan ancak evlilikle aynı haklara sahip bir yasal düzenleme bulunmaktadır.

Koyu mavi: Eşcinsel evliliğin yasal olduğu ülkeler

Açık mavi: Eşcinsel partnerlik(civil union/registered partnership/limited partnership) ülkeleri

Uçuk mavi: Evliliğin tanınıp pratiğe geçmediği ülkeler

Sarı: Düşük cezai yaptırım

Açık turuncu: Ağır cezai yaptırım

Koyu turuncu: Müebbet hapis

Kahverengi: İdam

Eşcinsellik denildiğinde akla gelen gökkuşağı bayrağının kaynağıyla bu yazıyı bitirmek istiyorum. 1978’de Gilbert Baker tarafından sekiz renkli olarak tasarlanmıştır. Pembe cinselliği, Kırmızı yaşamı, Turuncu iyileşmeyi, Sarı güneş ışığını, Yeşil doğayı, Turkuaz sanat ve büyüyü, Mavi huzur ve uyumu ve Mor ise ruhu temsil eder. Ancak bayrak tasarlandıktan hemen sonra pembe kumaşın bulunmasının zor olduğu ve maddi olarak da pahalı olduğu gerekçesiyle bayraktan çıkarılır. Bir yıl sonra da turkuaz bayraktan çıkarılır. Çıkarılmasının nedeni ise lamba direklerine asılan bayrağın orta hattındaki rengin belirsizleşmesidir. Bayrağın uluslar arası üne kavuşması ise doksanlar civarında olur. Günümüzde gökkuşağı bayrağı LGBTT hareketinin bir sembolüdür ve yaygın olarak kullanılmaktadır.

LGBTT ve Homofobi’yi konu aldığımız bu ayımızda, gökkuşağının tüm renklerine ulaşabilmeniz dileğiyle!

Doğum Kontrol Yöntemleri ve Küretaj

DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ VE KÜRTAJ

Aile planlaması, ailenin veya bireyin istenilen zamanda istenilen sayıda çocuğa sahip olmasını amaçlanarak uygulanan işlemlerin bütünüdür. Bu hizmetler;  Sağlık Evleri, Sağlık Ocakları ve Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri tarafından verilmektedir ve bu hizmetlerin halka ulaştırılmasında bu merkezler kilit rol oynamaktadır. Bazı yöntemler eczaneler aracılığıyla temin edilebilirken bazı yöntemler ise devlet hastanelerinin, doğumevlerinin aile planlaması kliniklerinde verilebilmektedir.

Bu işlemler ailenin veya bireyin çocuk sahibi olmasını teşvik edecek tedavi yöntemlerini kapsadığı gibi aile veya bireyin çocuk sahibi olmasını önleyecek yöntemleri de kapsamaktadır. Bu yazıda aile veya bireyin çocuk sahibi olmasını önleme amaçlı kullanılan “Doğum Kontrol Yöntemleri” (Kontrasepsiyon) tanıtılacaktır.

Doğum kontrol yöntemleri genel olarak aile veya bireyin rızaları dışında çocuk sahibi olmalarını önleme amaçlı yöntemleri kapsamaktadır. Bu yöntemlerden bazıları aynı zamanda cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE)’dan korunma amaçlı da kullanılmaktadır.

Doğum kontrol yöntemleri iki farklı şekilde gruplanabilir. Bunlardan birincisi: Erkeğe ait yöntemler ve kadına ait yöntemler şeklinde gruplamadır. İkinci gruplama ise bariyer yöntemler, hormonal yöntemler,rahim içi araçlar(RİA), doğal metodlar ve kalıcı yöntemler(kısırlaştırma yöntemleri) şeklindedir. Bu yazıda yöntemler kadına ait yöntemler ve erkeğe ait yöntemler şeklinde gruplandırılmıştır.

Kadına Ait Doğum Kontrol Yöntemleri

Kadına ait doğum kontrol yöntemleri, kadının fizyolojik ve anatomik özelliklerinden yararlanılarak hazırlanmış ve kullanılmakta olan yöntemlerdir. Bunlar;

Geçici yöntemler (Bırakıldığında gebe kalınabilen yöntemler)

  • Gebeliği Önleyici Haplar
  • Rahim İçi Araç
  • Gebeliği Önleyici İğneler
  • Deri altı kapsülleri (İmplant)
  • Kadın Kondomu
  • Diyafram
  • Sperm Öldürücüler (Spermisidler)

Kalıcı yöntemler (Uygulandıktan sonra artık gebe kalınamayan yöntemler)

  • Tüplerin Bağlanması (Tüp Ligasyonu) [Sterilizasyon]

Gebeliği Önleyici Haplar

Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak alındığında gebelikten korur. Bu koruma etkinliğini hormonal olarak gerçekleştirir. Yumurtalıklardan (over) yumurta hücresinin gelişip atılmasını engelleyen bu ilaçlar aynı zamanda rahim ağzındaki sıvıyı da koyulaştırarak erkek üreme hücresinin (sperm) rahim içinde hareketini zorlaştırır.

Doğru kullanıldığında %99 etkilidir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz ve bırakıldığında kişi tekrar gebe kalabilme kabiliyetini kazanır.

Geçici olarak ilk 3 ayda bulantı, kilo artışı, baş ağrısı, adet kanaması miktarında azalma, ara kanamalar ve lekelenme görülebilir. Anne sütünün kalitesini bozar ve miktarını azaltır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.

Hapa başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Hap adetin ilk 5 günü içinde alınmaya başlanmalıdır.

Kullanılan hap 28'lik paketlerdeyse, paket bitene kadar her gün bir tane hap içilir. Paket bitince, ara vermeden yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez.

Kullanılan hap 21'lik paketlerdeyse, üç hafta boyunca her gün bir tane hap alınır, 21 tane hap bittiğinde 7 gün ara verilip, yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez.

Hap alınması 1 gün unutulursa, unutulan hap hatırlandığı anda alınmalıdır. Daha sonraki hap her zaman içildiği vakitte alınır. Hap alınması üst üste 2 gün unutulursa en geç 72 saat içinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Her gün hap almayı hatırlayabilecek kadınlar, adet kanamaları fazla miktarda, düzensiz, aşırı ağrılı olan kadınlar, adet öncesi rahatsızlık yaşayanlar (gerginlik, baş ağrısı, vücutta sıvı tutulması), henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş kadınlar, yeni doğum yapmış ancak emzirmeyen kadınlar (3 haftadan sonra kullanabilirler) yöntemi kullanabilirler.

Yöntem; meme kanseri, tanısı ya da şüphesi olanlar, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar, 35 ve daha yukarı yaşta olup günde 15'den fazla sigara içen kadınlar, damar sertliği, damar tıkanıklığı, tansiyonu yüksek (kan basıncı >160/100 mm/hg) ve felç     öyküsü olanlar , karaciğer hastalığı olanlar (hastalık devam ettiği sürece), şeker hastaları, safra kesesi hastalığı olanlar yeni ameliyat geçirmiş ya da ameliyata hazırlananlar, emziren anneler, migren tanısı olanlar, HIV + olup  anti retro viral tedavi alanlar için uygun değildir.

Rahim İçi Araç(RİA,Spiral)

Rahim içine yerleştirilen küçük plastik bir araç olan spiral(RİA) spermin kadın yumurta hücresi ile buluşmasını engeller. Bakır iyonu ve hormon içeren türleri bulunmaktadır. Bu sayede hem kimyasal hem de mekanik bir koruyuculuk sağlar.

%98 etkili bir yöntemdir. Uzun süre gebelikten korur. Bakırlı olanların 10 yıla varan  koruyuculukları vardır. Bir kere uygulanınca gebelikten korunmak için başka bir şey gerektirmez. Çıkartıldığında ise hemen gebe kalınabilir.

Hiçbir ilaçla etkileşimi olmadığı gibi cinsel birlikteliği de kesintiye uğratmaz.

Mutlaka bir sağlık kuruluşunda uygulanması gereklidir. Bazı kadınlarda uygulama ve çıkarma işlemi ağrılı olabilir. Uygulamayı takip eden ilk aylarda kasık ağrısı, lekelenme ve adet miktarında artma veya adet süresinde uzama olabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.

Rahim içi araç (RİA) uygulatmadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır.

Eğitilmiş sağlık personeli tarafından gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda rahmin içine yerleştirilir.

Kullanım süresi sonunda RİA değiştirileceği zaman ara vermeden hemen yenisi uygulanabilir; rahmi dinlendirmeye gerek yoktur.

Herhangi bir yakınma yoksa, RİA uygulandıktan sonra ilk kontrole 1'inci ayın sonunda, diğer kontrollere yılda 1 kez gidilmelidir.

Uzun süre korunmak isteyenler, ileri yaşta olup sterilizasyon istemeyenler, yeni doğum yapmış emziren kadınlar, kürtaj olmuş ya da kendiliğinden düşük yapmış kadınlar,  diğer yöntemleri kullanmakta zorluk çekenler yöntemi kullanabilirler.

Gebeler ya da gebelik şüphesi olanlar, kısa (bir yıldan az) sürede yeniden çocuk sahibi olmak isteyenler adetleri aşırı ağrılı ve adet kanaması çok fazla olan kadınlar , rahminde veya diğer üreme organlarında kronik iltihap bulunanlar, rahminde veya diğer üreme organlarında yapısal bozukluğu olanlar rahminde veya diğer üreme organlarında kanser olanlar, birden fazla cinsel eşi olanlar (kendisinin veya eşinin.) yöntemi kullanmamalıdır.

Gebeliği Önleyici İğneler

3 ayda bir olmak kaydıyla düzenli olarak uygulanan ve içinde kadınlık hormonu (progesteron) bulunduran iğnelerin uygulanması bir diğer doğu  kontrol yöntemidir. Etkisini doğum kontrol haplarıyla aynı prensibe dayanarak gösterir.

Doğru kullanıldığında % 99 etkilidir. Emziren annelerin kullanabildiği, östrojen kullanımı konusunda problemleri olan bireylerde kullanılabilir.  Adet kanamalarında artma veya azalma, lekelenme ve kesilme yapabilir. Kişide kilo artışı görülebilir. Doğurganlığın geriye dönüşü gecikebilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

3 aylık iğne kullanmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır. Sağlık personeli tarafından 3 ayda bir kas içine (kola ya da kalçaya) enjekte edilir. İğne yapıldıktan sonra iğne yeri ovulmamalıdır.

En az 2 yıl gebe kalmak istemeyen kadınlar, 35 yaş üzerinde ve sigara içen kadınlar 18-45 yaş arasındaki kadınlar,Emziren kadınlar (6 haftadan sonra),  henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş olan kadınlar (ilk 7 gün içerisinde), adet düzensizliği ve amenoreden (adetten kesilme) rahatsızlığı duymayacak kadınlar, östrojen hormonu içeren yöntemleri kullanamayanlar, tüberküloz (verem) veya epilepsi (sara) tedavisi görmekte olanlar, HIV + olup anti retro viral tedavi olanlar yöntemi kullanabilirler.

Meme kanseri, tanısı ya da şüphesi olanlar, nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar , karaciğer hastalığı olanlar (hastalık devam ettiği sürece), kalp krizi ve felç geçirmiş olanlar, damar tıkanıklığına bağlı kalp hastalığı (koroner arter hastalık) ve ağır hipertansiyonu olanlar, 20 yıldan uzun süredir göz, böbrek veya sinir sistemi hasarıyla birlikte şeker hastalığı (diyabet) olanlar, hipertansiyon hastaları için yöntem uygun değildir.

Deri Altı Kapsülleri (İmplant)

Bireyin üst koluna deri altına yerleştirilen 4 cm uzunluğunda ve 0,2 cm çapında olan 3 yıl süre ile doğum kontrolü sağlayan bir çubuğun (implanon) kullanılmasıdır.

Eğitim almış hekim veya hemşire tarafından basit bir yöntemle uygulanır. Kadının yumurtalıklarında yumurta hücresinin gelişip atılmasını, rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahim içine girmesini ve rahim iç tabakasını incelterek gebelik ürününün yerleşmesini engeller.

Menarştan menopoza her yaşta güvenle kullanılabilir. Hatırlamayı gerektirmez ve gebelikten korunmada en etkili yöntemdir. İmplanon çıkarıldığında gebe kalabilme kabiliyeti 3 ay içerisinde geri döner. Anne sütünün kalitesini ve miktarını etkilemez.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucu değildir.

Uzun ya da sürekli korunma isteyen menarştan menopoza tüm kadınlar, istediği kadar çocuğu olup sterilizasyon istemeyen kadınlar, östrojen içeren aile planlaması yöntemlerini kullanamayan kadınlar, emziren anneler (6. haftadan sonra), sigara içenler için uygun yöntemdir.

Meme kanseri mevcudiyeti olanlarda, tanı konulmamış vajinal kanaması olanlarda, emziren annelerde doğum sonrası ilk 6 hafta, karaciğer hastalığı olanlarda, tüberküloz, epilepsi, iskemik kalp hastalığı ve hipertansiyon olanlarda yöntem uygun değildir.

Kadın Kondomu

Kadınlar tarafından kullanılan yumuşak ve ince poliüretan tabakasından yapılmış, haznenin içini tümüyle kaplayan, iç ve dış olarak iki değişik boyda halkası olan tek taraflı kapalı silindir bir kılıftır.

Kadın kondomu, hazne içini ve rahim ağzını örterek, cinsel ilişki sırasında erkekten

atılan meninin içerisindeki spermlerin kadının rahmi içine girmesini önler.

Doğru kullanıldığında %95 etkilidir. Cinsel  yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı da koruma sağlar!

Dış genital kısmın da "örtülmüş" olması nedeniyle HPV'ye karşı korunma sağlayıp, rahim ağzı kanser riskini azaltır.

Poliüretandan yapılmış olması sebebiyle, erkek prezervatiflerinde bulunan lateks maddesine karşı alerjik olan kadınlar (ve erkekler) için bir seçenek oluşturur.

Kadının adetli olduğu dönemlerde de kullanılabilir.  Kadın kondomu ilişkiden saatlerce önce takılabilmektedir. Kondomu takmak için ilişkiyi bölmeye gerek kalmamaktadır. Alınmasında reçeteye ihtiyaç yoktur.

Doğru bir yerleştirme deneyim gerektirir. Fiyatı erkek prezervatifine göre nispeten daha pahalıdır.

Gebelikten korunmak isteyen üreme çağındaki kadınlar için, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmak isteyen kadınlar için , seyrek cinsel ilişkide bulunanlar için, başka yöntem kullanılamayan hastalıklara sahip bireyler için uygun yöntemdir.

Poliüretan alerjisi olanlar için uygun değildir.

Diyafram

İnce kauçuktan yapılmış, rahmin ağzını örten şapka şeklinde bir araçtır. Spermlerin hazneden(vajinadan) rahme geçmesini engeller.

Doğru kullanıldığında %94 etkilidir. Uygulanması konusunda eğitilen kadınlar, kendi kendilerine uygulayabilir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kısmen koruyucudur.

Sadece cinsel ilişki sırasında kullanılması gerekir. 6 saat öncesinden yerleştirilebileceği için cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz. Emziren kadınlar da kullanabilir. Aynı diyaframı 2 yıl süreyle kullanmak mümkündür.

Koruma etkisi RİA, hap, iğne, Norplant gibi modern yöntemlerden daha düşüktür. Önceden yerleştirilmediği takdirde cinsel ilişkiyi kesintiye uğratabilir.

Yerleştirme tekniğini öğrenebilen kadınlar, diğer yöntemleri uygulamakta zorluk çeken kadınlar için uygun bir yöntemdir.

Vajina, rahim ya da rahim ağzında şekil ya da pozisyon bozukluğu olan kadınlar, mesanesi ve rahmi aşağı sarkmış olan kadınlar, sık sık mesane iltihabı geçiren kadınlar, kauçuk ya da spermiside alerjisi olan kadınlar, son 6 hafta içinde doğum yapmış olan kadınlar, toksik şok sendromu öyküsü olan kadınlar için uygun bir yöntem değildir.

Sperm Öldürücüler (Spermisidler)

Fitil,köpük veya tablet biçiminde olabilirler. Vajinaya yerleştirilen spermisid spermleri öldürerek işlev görür.

Doğru kullanıldığında % 94 etkilidir. En çok 1 saat önceden uygulanabilir. Böylece cinsel ilişki kesintiye uğramaz. Bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklarda koruyucudur. Emziren kadınlarda kullanılabilir.

Fitil, tablet, köpük ve diğer sperm öldürücüler kullanılmaya başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır.

Fitil ve diğer sperm öldürücüler (spermisidler) her cinsel ilişkiden 15 dakika önce hazneye bir adet (olabildiğince derine) yerleştirilir.

Koruyucu etkileri 1 saat sürer. Uygulamadan sonra bir saat geçmişse ya da ikinci kez cinsel ilişki olacaksa yeniden spermisid uygulanmalıdır. İlişkiden sonra spermisidin etkili olabilmesi için 6 saat süreyle hazne yıkanmamalıdır.

Spermisid uygulamadan önce eller sabunla yıkanmış ve kuru olmalıdır. Her ilişki için yeni bir spermisid kullanılmalıdır.

Geçici korunma isteyenler için uygun bir yöntemdir.

Fitillerin içerdiği kimyasal maddelere alerjisi olanlar, cinsel ilişkiden hemen sonra hazneyi yıkama alışkanlığı olanlar, hazne ya da rahim ağzında şekil bozukluğu olanlar için uygun bir yöntem değildir.

Tüp Bağlanması (Tüp Ligasyonu)

Sağlıklı bir kadında yumurta yumurtalıklardan atıldıktan sonra fallopi tüpleri denen kanal sistemiyle rahme ulaşır. Yumurta fallopi tüpündeyken sperm ile karşılaşırsa döllenme gerçekleşir. Tüp ligasyonu yönteminde ise fallopi tüpleri cerrahi olarak işlevsiz hale getirilir ve yumurta spermle karşılaşmaz. Böylece döllenme ve dolayısıyla gebelik gerçekleşmez.

%100’e yaklaşan başarı oranı vardır ve geri dönüşümsüzdür. Yani tüpleri bağlanan bir kadın artık doğal yollar ile çocuk sahibi olamaz. Tüpleri bağlı olan bir kadının çocuk sahibi olması tüp bebek yöntemi (in vitro fertilizasyon) ile gerçekleştirilebilinir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu olmayan yöntem kadında herhangi bir cinsel istekte azalmaya,adet düzensizliğine neden olmaz.
Evli kimseye sterilizasyon ameliyatının uygulanması, eşinden, ayrıca, izin belgesi alınmasına bağlıdır.

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler, kesinlikle bir daha çocuk sahibi olmak istemeyenler, çocuk sahibi olması sakıncalı olan kişiler için uygun bir yöntemdir.

İstediği sayıda çocuğu olmayanlar, kendisi ya da eşi, ileride başka çocuk isteyebilecek olanlar, kararından emin olmayanlar, baskı altında karar vermiş olanlar için uygun bir yöntem değildir.

Erkeğe Ait Doğum Kontrol Yöntemleri

Erkeğe ait yöntemler erkeğin anatomik ve fizyolojik özelliklerine göre hazırlanmış yöntemlerdir. Bunlar;

Geçici yöntemler (Bırakıldığında gebe bırakabilme kabiliyeti olan yöntemler)

  • Kondom (Kaput, Kılıf, Prezervatif)

 Kalıcı yöntemler ( Uygulandıktan sonra artık gebe bırakabilme kabiliyeti olmayan yöntemler)

  • Kanalların Bağlanması (Vazektomi)

Kondom (Kaput,Kılıf,Prezervatif)

Erkekler için bir çeşit kauçuktan üretilmiş ince bir kılıftır. Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan meninin kadın vajinasına boşalmasını engelleyerek gebelikten korur.

Doğru kullanıldığında % 97 etkilidir. Her yaştaki erkek tarafından sorunsuzca kullanılabilir.

Ucuz bir yöntem olduğu kadar vücut sıvılarının temasını da engellediği için çeşitli cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV-AIDS, Bel Soğukluğu, Frengi…) korunmayı sağlar.

Her cinsel ilişkide yeni kondom kullanılmalıdır. Her kondom yalnızca 1 kez kullanılır.

Kondomlar kendi kayganlaştırıcı özellikleri sayesinde ek kayganlaştırıcıya ihtiyaç duymazlar. Vazelin gibi petrol bazlı kayganlaştırıcılar kondom yapısını bozarak istenmeyen gebeliklere neden olabilirler!

Kondoma rağmen kayganlaştırıcı gereken durumlarda su bazlı kayganlaştırıcılar tercih edilmelidir.

Korunmak isteyen her yaştaki erkekler, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak isteyenler, başka yöntemleri kullanamayanlar, seyrek cinsel ilişkide bulunanlar, vazektomi sonrası geçici olarak korunması gerekenler için uygun bir yöntemdir.

Kauçuğa alerjisi olanlar için uygun bir yöntem değildir.

Kanalların Bağlanması (Vazektomi)

Erkeklerde testislerde (hayalar) oluşan sperm hücreleri sperm kanalı vasıtasıyla depolanan keseye gelir ve oradan da dış ortama açılır.

Vazektomi, erkeğin sperm kanallarının ameliyatla bağlanmasıdır. Uygulandıktan sonra erkek artık gebe bırakamaz. Sperm kanallarının bağlanması, erkeğin görünümünde, cinsel arzu ve yeterliliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının (penisinin) sertleşmesinde ve boşalmasında hiçbir değişiklik yapmaz, bütün bu olaylar eskisi gibi devam eder.

Dışarı atılan menide sperm yoktur. Vücutta oluşan sperm hücreleri ise vücut tarafından emilir.

Yaklaşık % 100 etkili bir yöntemdir. Cerrahi müdahale sonucu erkeğin gebe bırakma yeteneği sonlanmış olur. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmayan ve geri dönüşü olmayan bir yöntemdir (çok az da olsa mikrocerrahi ile geri dönüş mümkün olabilmektedir;ancak geri dönüş zor ve pahalı bir yöntemdir.)

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyuculuğu bulunmaz.

Evli kimseye sterilizasyon ameliyatının uygulanması, eşinden, ayrıca, izin belgesi alınmasına bağlıdır

Bu işlemi yaptırmaya bilinçli ve gönüllü olarak karar veren çiftler, kesinlikle bir daha çocuk sahibi olmak istemeyenler, çocuk sahibi olması sakıncalı olanlar için uygun bir yöntemdir.

İstediği sayıda çocuğu olmayanlar, kendisi ya da eşi, ileride başka çocuk isteyebilecek olanlar, kararından emin olmayanlar, baskı altında karar vermiş olanlar için uygun bir yöntem değildir.

Geleneksel Yöntemler

Geleneksel yöntemler gerek kadın fizyolojik özelliklerinden yararlanılarak gerekse erkeğin vajina içine boşalmasının gerçekleştirilmemesi şeklinde uygulanan geçerliliği ve başarı oranı son derece düşük yöntemlerdir.

  • Geri çekme

Cinsel birleşme sırasında boşalma gerçekleşmeden önce erkeğin penisini vajinadan çıkararak dışarı boşalmasıdır. Başarı oranı % 24-27’dir. Son derece düşük olan bu oran erkeğin boşalma sırasında geç geri çekilmesi veya boşalma öncesi penisten gelen sıvı (precum) içerisinde bir miktar sperm olabilmesinden ötürü oluşur.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyuculuğu bulunmaz!

  • Takvim yöntemi

Kadınların adet dönemi ile adet sonrası dönemindeki doğurganlık süresinin hesaplanarak doğurgan olmadığı zamanlar cinsel ilişkiye girilmesi yöntemidir; ancak düzensiz adet, düzensiz yumurtlama, spermin rahim içinde 3-4 gün yaşayabilmesi gibi sebeplerden ötürü başarı yüzdesi epeyce düşüktür.

Ayrıca yöntemin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyuculuğu bulunmaz!

Acil Kontrasepsiyon

Yukarıda belirtilmiş herhangi bir yöntem kullanılmadan gerçekleşmiş cinsel ilişki veya kazalar (kondom yırtılması vs.) gibi durumlarda acil kontrasepsif uygulaması yapılabilir. Bu acil kontraseptif hormonal veya mekanik olabilir.

İlişki sonrası hormanal kontrasepsiyon (ertesi gün hapı) ilk 72 saat içerisinde uygulanmalıdır. Bir diğer yöntem ise ilişki sonrası RİA uygulanmasıdır ve ilk 5 gün içerisinde gerçekleştirilmelidir.

Hormonal yöntemde döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesi hormonal seviyede engellenir. RİA ise döllenmeyi veya döllenmiş yumurtanın rahim içine yerleşmesini önler. Hormonal yöntem % 75-80 oranında etkiliyken RİA yöntemi % 99 etkilidir.

Acil kontrasepsiyon için mutlaka danışmanlık alınmalıdır ve RİA eğitimli bir sağlık personeli tarafından uygulanmalıdır.

Acil kontrasepsiyon yöntemlerinin cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyuculuğu bulunmadığından bireylerin sağlık kuruluşlarına başvurarak gerekli testleri yaptırmaları uygundur.

KÜRTAJ (RAHİM TAHLİYESİ)

Modern doğum kontol yöntemleri ve acil kontrasepsiyon yöntemlerine rağmen kişi istenmeyen gebeliğe maruz kalmış ise bir yöntem de halk arasında “kürtaj” olarak bilinen gebeliğin isteğe bağlı sonlandırılması işlemidir.

Kürtajın kelime anlamı “kazımak”tır; ama burada adı geçen kürtaj halk arasında, küçük hamileliklerde rahim içerisindeki ceninin tıbbi müdahale ile alınması kastedilmektedir.

Kürtaj ayrıca teşhis amaçlı da yapılabilir. Rahim iç duvarından kazınarak örnek alınıp incelenmesi de kürtaj olarak adlandırılır.

Ülkemizde istenmeyen gebeliğin sonlanması amaçlı kürtaj, gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde, istek üzerine uygulanır. İşlem kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır.

Gebelik süresi on haftayı geçen sağlıklı kadınlarda, rahim tahliyesi yapılamaz.

On haftayı geçen gebelikte derhal müdahale edilmediği takdirde kadının hayatını ya da hayati organlarından birini tehdit eden acil hallerde rahim tahliye edilir.

Rahim tahliyesi, resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır.

On haftayı geçmeyen gebeliklerde yapılacak rahim tahliyesinde ise gebe kadın,

  • Reşitse kendisinden,
  • Küçükse kendisinin rızası alınmakla birlikte velisinden,
  • Vesayet altında bulunup da reşit ya da mümeyyiz değilse, kendisinden ve

vasisinden (Bu halde ayrıca sulh hakiminden de izin alınması gerekir),

  • Evliyse eşinden,

gerekli izin belgesinin alınmış olması gerekmektedir.

İzin Belgesi Aranmayacak Haller 

Akıl maluliyeti nedeniyle şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadın hakkında rahim tahliyesi için kendi rızası aranmaz.

Veli ya da sulh mahkemesinden izin alınmasının zamana ihtiyaç gösterdiği ve derhal müdahale edilmemesinin hayatı ve hayati organlardan birini tehdit ettiği acil hallerde izin şartı aranmaz.

Serdar ŞEN

Hacettepe YK ’11-’12 LORA

KAYNAKLAR

1-    http://www.ailehekimligi.gov.tr ; 12.04.2012 tarihinde 20.00-22.00 arası giriş yapılmıştır.

2-    Aile Planlaması Danışmanlığı Katılımcı Kitapçığı, T.C. Sağlık Bakanlığı,Ankara,2005

3-    Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük,Karar S.: 83/7395

4-    Klinik Yönleriyle İnsan Embriyolojisi, Moore-Persaud, 6.baskıdan çeviri,Nobel Tıp Kitabevleri,2002