Ensest

Evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini açılardan yasaklanmış biyolojik olarak yakın akraba olan bireyler arası gerçekleşen cinsel istismar biçimidir.

Aslında tanımına bakınca ilk etapta insanın aklında canlanmıyor ifade edilen dehşet. Biyolojik olarak yakın akraba yani baba, anne, kardeş, amca, dayı, kuzen, dede… Nasıl olur diyor insan, nasıl kıyar bir baba kızına, nasıl olur da elinden alır hayatını, hayallerini, umutlarını, ailesini…

Ensest kabul edilmesi zor olduğu kadar açığa çıkarılması da zor olan bir durum. Çünkü yapılan araştırmalara göre genelde saldırgan baba ve mağdurların %70‘i 10 yaşın altında. Burada benim aklıma bir nokta takılıyor. 10 yaşından küçük bir çocuğu bir yetişkin nasıl olur da arzulayabilir? On yaşından küçük bir çocuğun henüz sekonder sex karakterleri bile oluşmuyor. Ama ne yazık ki ensest vakaları artarak devam ediyor. Çocuk henüz kendisine yapılanın farkında olacak olgunlukta olmuyor. Kendi başına gelenin tüm çocukların başına geldiğini zannediyor. Babasının ya da saldırgan kimse kendisini o şekilde sevdiğini düşünüyor. Daha büyük olan çocuklar ise eğer başına geleni başkasına anlatırsa kendisine inanılmayacağı, damgalanacağı, ailesinin dağılacağı, başının belaya gireceği gibi birçok düşünceye kapılıyor. Bazen de kendisine bu kötülüğü yapan babasını korumak istiyor.

Saldırganın profilini incelemek için yapılan araştırmalarda aslında zannedildiği gibi saldırganın psikolojik durumun kötü olmadığı, gayet sağlıklı olduğu, sosyo-ekonomik düzeyinin, eğitim durumunun düşük olmadığı aksine iyi olduğu görülmüş. Ayrıca saldırganların %57’sinin öz baba olduğu, kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 3 kat daha fazla enseste maruz kaldıkları ortaya çıkarılmış.

Ensestin çocuk üzerine olan etkileri sayılamayacak kadar çok ve de hayal edilemeyecek kadar acımasız. Daha başlamadan yok olan bir hayat söz konusu ve çocuğun hayatını elinden alan kişiler aynı zaman da kendisini dünyaya getiren insanlar… Eğer birazcık şanlıysa güzel bir bakımla yaraları birazcık olsun sarılabiliyor ama ne yazık ki mağdurları korumak için alan bakım kurumları çocuğu daha da mağdur ediyor. Genel olarak bakım yurdunda durumu öğrenen diğer çocuklar mağduru dışlıyorlar hatta bazen tecavüz ediyorlar. Küçük yaşta evlilikler, istenmeyen gebelikler de cabası. 2005‘te düzenlenen TCK 99/6 maddesine göre cinsel suç mağduriyeti halinde gebelik 20. haftayı aşmamak kaydı ile sonlandırılabiliyor. Ne yazık ki bu madde de kürtaj yasası ile kaldırılmaya çalışılan maddelerden biri. Oysa o kadar hayat kurtarıcı bir madde ki. Daha kendisi çocuk olan biri nasıl olur da dünyaya bir bebek getirebilir ona bakabilir, ihtiyaçlarını karşılayabilir. Üstelik dünyaya getireceği bebek babasız büyüyecek ve annesi belki de bebeğin yüzüne her baktığında saldırganı görecek. Hem anneye hem de bebeğe yapılan kocaman bir haksızlık.

Ensest aslında kısacık bir yazıyla, bir sunumla anlatılabilecek bir konu değil. Her ayrıntısı, köşesi, kenarı tek tek incelenmeli. Toplumun en büyük ayıbı olarak adlandırıyor bazı yazarlar. Birazcık düşününce bu söze katılmamak mümkün değil aslında. Çok yol alınması gereken bir konu. Özelikle biz geleceğin hekimlerine ve anne-babalarına büyük sorumluluklar düşüyor bu konuda. Yine de ben benim gibi düşünenlerle bir şeyleri azıcık da olsa değiştirebileceğimize inanıyorum. Teşekkürler…

Ruken DEMİRKOL