HIV Pozitifim ve Sağlıklıyım

Şehrin bilindik kafelerinden birinde kahvesini yudumlayıp kitabını okuyordu kadın. Çapraz masada dört kişilik bir erkek grubu da muhabbet ediyorlardı. Kadın kahve içmek için kitabından kafasını kaldırdığında gruptaki yakışıklıyı gördü. Adam da yakışıklıydı hani; esmer, yeşil gözlü, hem gamzeliydi. Kadına haksızlık etmek olmaz şimdi; kumral, dalgalı uzun ve gür saçları, kocaman gözleri ile yoldan geçeni bir daha dönüp baktırırdı.

Birbirlerini farkedince bakışmaya başladılar. Kadın kitabını bıraktı dikkati dağılınca. Kahvesini içip farkettirmeden adama bakıyordu. “Ne kadar güzel gözler onlar!” diye düşünmekten kendini alamıyordu.” Tanışmalıyım.” dedi. “Bir yolunu bulup tanışmalıyım.” Adam kalkana kadar bekledi. Üç kahve içti bu arada tabi.

Romantikti kadın, etkilenmişti adamdan. Yeşil gözlerden alamamıştı ki kendini. Aklından onlarca düşünce geçiyordu, daha adamla tanışmamıştı bile. Kadın işte.

Adam arkadaş grubuyla birlikte hesabı ödemek için ayaklanınca kadın da kalktı. Adamın yanına gitti, arkasından omzuna dokundu. Adam: “Bir şeye mi bakmıştınız?” diye sordu. Kadın: “Evet, tanışmak için bir sebep arıyorum ama bulamadım yardım eder misiniz?” dedi. Adam güldü. Ayaküstü tanıştılar. İsimlerini ve numaralarını öğrendiler. Adamın gitmesi gerekiyordu, daha sonra görüşmek için anlaştılar.

Sevdiği bara davet etti adamı. Buluştular. Lounge tarzı çalıyordu. Oturdular bara, içkilerini içerken muhabbet ettiler. Kadın bu kadar muhabbet edebildiklerini görünce isteği bir kat daha arttı. Adam onun olmalıydı. Saat geceyarısını geçmişti, ikisinin de kafası güzeldi. Kadın sarhoştu bile. Kalktılar, adam kadını evine bırakacaktı. Merdiven çıkarken bile zorlanıyordu güldü. Adam da gülüyordu. Evine davet etti. “ Birlikte uyuyalım” dedi.  Sadece uyumadılar. Birlikte oldular.

İlk kez korunmamıştı. Yumurtlama dönemindeydi üstelik. Adet dönemini bekledi.  Gecikti. Bekledi. Gecikti. Dayanamadı, test yaptı. Sonuç pozitifti.

Adamı aradı, bu bekleme döneminde ise adamı hep kadın aramıştı. Adama karşı duyguları olmasına rağmen belli ki adam kadını tek gecelik bir ilişki olarak görmüştü. Test yaptığını ve sonucun pozitif olduğunu söyledi. Adam umursamadı, kadın isterse doğurabileceğini söyledi. Adam sorumluluk kabul etmedi.  Ağlıyordu. Doğurmak istiyordu. Bebeğinin günahı olmadığını düşünüyordu. Bekar bir kadının hamile olması toplumda kabullenebilir değildi. Kürtajı kaldıramazdı. Adam aramıyordu, adam umursamıyordu. Her gün ağlıyordu.

Doğurmaya karar verdi. Zorlu bir hamilelik döneminin ardından bebeği dünyaya getirdi. İki yıl geçti, o adamdan sonra kimseyle birlikte olmamıştı üstelik. Yorgunlukları arttı, çocuğun sorumluluklarından olduğunu düşünüyordu. Çok çabuk hasta oluyordu artık, gribi üç hafta sürüyordu. Yaraları çıkıyordu. Kilo vermeye başlamıştı. Kanser olabileceğini düşünmeye başladı ve doktora gitti. Bir sürü test yaptılar. Bir şey çıkmadı.  Kadın takıntılıydı. Check-up yaptırdı. Testlerin sonuçlanması beklediğinden uzun sürdü. Merak ediyordu, internetten araştırmalar yapıyordu. Adı sanı bilinmedik hastalıklar buluyordu. Bari psikolojik deseler de içim rahatlasa diye düşünüyordu.

Gelen sonuç tamamiyle alt üst etti kadını. Hiv pozitifti. “Bu ne demek?” diye sordu doktora; “ilerlerse AIDS olacaksın demek” dedi. Devamını dinlemek istemedi, sadece kaçıp gitmek istedi. Koşarak uzaklaştı.

O adamdan almıştı hiv’i, çocuğu da hiv pozitifti.

AIDS’in sonucunun ölümden başkası olmayacağını biliyordu. Hep öyle duymuştu, insanlar hiv’i aldıklarında hep ölmüştü.

ÇOCUĞU DA ÖLECEKTİ!

Çocuğunun babasına ulaşmaya çalıştı, numarası artık kullanılmıyordu, bulamadı. Arayıp küfürler edecekti. Hayatını mahvettiği için onu pişman edecekti. On günlük arayışın sonunda aramaktan vazgeçti sonunda. Murphy kanunları buyurur ki vazgeçtiği gün yolda adamın arkadaşını gösterir kadına. Hiddetlendi görür görmez. Adamın hani cehennemde olduğunu sordu. “Cehennemlerden birinde” cevabını aldı.

Adam ölmüştü. AIDS’e karşı koymamıştı.

Peki şimdi ne olacaktı? Kendinden vazgeçmişti, çocuğuna nasıl kıyacaktı? Keşke korunsaydı! Keşke demek için bile o kadar geçti ki.

Ölümden başka şeyler de olabilirdi, bir yolu olmalıydı. İnternetten araştırmaya başladı, dernekler buldu.” Bu işte dernekler de mi var demek ne garip” diye düşünüyordu. “Hiv pozitifim ve sağlıklıyım” konulu yazılar görüyordu. Aklı almadı. Derneğin adresini aldı.

Zayıflamış, gözlerinin altı morarmış ve çökmüş, saçları güçsüz, köprücük kemikleri çıkmıştı.

Derneğe konuşmaya gitti, nasıl baş ettiklerini merak ediyordu. “Sonucunuz ölüm değil mi, ne için uğraşıyorsunuz üstelik benim çocuğum da ölecek” dedi. Dernekteki adam garip garip baktı. “Size sonucun ölüm olmadığını, uygun ilaç tedavisiyle hayatınızı idame ettirebileceğinizi söyleyen olmadı mı?” diye sordu. Kadın daha çok şaşıramazdı. Gerekli bilgileri aldı. Tamamen kurtulmayacağını biliyordu, ama bağışıklık sistemini zinde tutabilirdi. Günde bir avuç ilaç içmesi gerekiyor olsa da çocuğundan ayrılmak zorunda kalmayacaktı.

Tedavisine başladı, elbette çocuğununkine de. Ölüm korkutmuştu. AIDS korkutmuştu. Çocuğunu kaybedecek olmak korkutmuştu.

Her ne kadar yıpranmış olsa da yeni bir hayata başlamıştı. Başlangıç demek yanlış olur, hiv onun dönüm noktasıydı. Hayatının değerini anlamıştı. Güzel, kötü, ama yaşadığı her günü kaydetmek istiyordu. Hiv’i kabullenmişti. Onca önyargısından sonra ona göre yaşaması bile mucizeydi. Kilo almıştı yeniden, oğlunun yanakları al al olmuştu bile.

Fotoğrafa başlamıştı, hikayemizin sonunda kahramanımız oğlunun oyun parkında fotoğraflarını çekiyordu.

babe

TurkMSIC NORA Asistanı '12-13

Ayşegül SAVRAN